TangoNoa Blog » TANGO

Bir kavramın etimolojisine başvurmak, onun tarihçesini anlamaya yardımcı olacak en iyi yollardan biridir. Peki tangonun etimolojisi bize neler diyor?
Tango kelimesinin kökenine ilişkin pek çok farklı teori bulunmaktadır. Bu teorilerden en yaygın olanına göre ise tango kelimesi Afrika kökenli müzik aleti olan tangodan gelmektedir. Arjantin, 16. yüzyılda İspanya tarafından sömürgeleştirilmiştir. Bunu takip eden yüzyıllarda, yarısından çoğu Afrika’nın Bantu bölgesinden gelen milyonlarca köle ülkeye yerleştirilmiştir. Bantu’nun tamtama (davula) dayalı orijinal müziği ve aynı isimle anılan dansı ise Candombé’dir. Bu köleler tango kelimesini, hem Candombé müziğini icra etmekte kullanılan enstrüman, hem de bu müziği ve dansı icra ettikleri mekan için kullanmışlardır. 
Buenos Aires, özellikle 19. yüzyılda Afrika köleciliğinin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Öyle ki bu dönemde, şehrin nüfusunun dörtte birini siyahiler oluşturmaktadır. Ancak diğer sömürgeleştirilmiş ülkelerin çoğunun aksine, Arjantin’de bu köleler kültürel ritüellerini gerçekleştirmede özgür bırakılmıştır. Bu ritüellerden biri de Candombé müziği ve dansıdır. 1853 yılında, kölelik yasaklandıktan sonra ise, Candombé hem müzik hem dans anlamında gelişmeye devam etmiş, önce milongaya daha sonra ise tangoya evrilmiştir. Buenos Aires’e siyahi kölelerle gelen bir başka dans ise Küba kökenli Habanera’dır. Sonrasında Avrupa kökenli Vals ve Polka ile kaynaşan bu dans da tangonun ortaya çıkışında rol oynamıştır.
Tangoyu ilk ortaya çıktığı zamanda icra eden ve tangonun gelişmesine katkıda bulunan kesim; Buenos Aires’in yoksul kesimi ve işçi sınıfıdır. Tangonun genelevlerde ve suçlular arasında yaygınlaştığına ilişkin söylentiler de vardır. 20. yüzyılın başlarında Arjantin hükümeti tarımsal ürünler ve maden yataklarının işletilmesi için Avrupa’dan işçi almaya karar verdiğinde Arjantin’e, özellikle de başkent olan Buenos Aires’e inanılmaz bir göç başlar. Bir düzen kurabilmek için aileleriyle değil de tek gelmeyi uygun bulan çok sayıda erkek işçinin etkisiyle, Buenos Aires’teki kadın-erkek nüfusunda ciddi dengesizlik oluşur. Bu durum, fahişelik endüstrisinin bir anda prim yapmasına neden olur. O kadar ki; Buenos Aires’teki genelev patroniçeleri tango müzisyenlerini, sıra bekleyen erkekleri eğlendirmeleri için, çalıştırmaya başlar. Böylece tango müziği, üst sınıfların erkekleriyle de tanışmış olur. Tango dansı ve müziği daha da popülerleşmeye ve gelişmeye başlar. Bu popülerleşme arttıkça da canlı müzik yapan orkestralar şehrin içine doğru çekilir ve sokaklarda tango daha çok duyulmaya başlar. Şehirde kadın sayısının erkeklere oranla çok az oluşu, doğal olarak erkekler arasında çekişmelere yol açar. Bu şartlar altında erkeklerin kadınlara yaklaşabilmesi için iki yol vardır: Bir fahişeyle buluşmak ya da dans etmek. Erkeklerin seçtiği yol ise; dikkat çekebilmek ve arzu ettikleri kadınlarla olmak için daha iyi dans edebilir hale gelmek olur. Bu da dansın gelişimine önemli katkılar sağlar.
Böylece tango müziği ve dansı, farklı kültürlerin bir araya gelmiş insanları arasında ortak bir dil haline gelir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden olan göçmenlerin beraberinde getirdikleri, müzik ve dans türleri ile Arjantin’de yaşayan insanların müzik ve dans algısı birleşerek, yavaş yavaş Tango’yu oluşturur.
Ayrıca Tango, dans tarihiyle doğaçlamayı tanıştıran ilk eşli danstır ve bu yüzden 20. yüzyıldaki eşli danslara büyük etkisi olmuştur.
Tangonun Türkiye’ye Gelişi
İmparatorluk yönetiminden laik devlet sistemine geçişi sembolize eden Kemalizmin hedefleri arasında günlük yaşamı yeniden düzenlemek de vardı. Böylece, sistem ölçeğindeki değişimler soyut şekliyle havada kalmayacak, halk tarafından benimsenmeleri kolaylaşacaktı. Bu somutlaştırma, sistemin devamını sağlayan mekanizmanın en önemli ayağıydı. Kemalist medeniyet projesi, halkı batının değerleriyle tanıştırmayı amaçlarken, doğu kültüründen zorunlu bir kopuşu gerektiriyordu. Bu kopuş ancak onların yaşam şekline, davranış biçimlerine, gündelik alışkanlıklara nüfuz edilerek mümkün kılınabilirdi. Yani kültürel bir devrim gerçekleştirilmeliydi ancak bu devrim halkın kendi istenciyle değil de, sonradan benimseyeceği ümidiyle yapıldığından, her alanda köklü bir uğraşa ihtiyaç vardı. 
Medeniyet kavramı her zaman medeni olan ile gayri medeni olanın ayrımını beraberinde getirmiştir. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde de, yeni alışkanlıkların edindirilmesi sürecinde, modern ve ilkel davranışlar keskin bir şekilde birbirinden ayrılmaya çalışılmıştır. Halka çok yabancı da olsa batı kültürünün unsurları yüceltilirken, geçmişi hatırlatacak zararlı öngörülen her türlü yaşam pratiğinin belleklerden silinmesi amaçlanmıştır. 
Tangonun topraklarımıza girişinin bu döneme rastlaması tahmin edildiği üzere bir tesadüf değildir. Osmanlı toplumunun en ayırıcı yönlerinden olan toplumsal cinsiyet yapılanmasının aksine, kadın ve erkeğin kamusal alanda yan yana gelmesi amaçlanmıştır. Dans, bu amaç için biçilmiş kaftandır. Böylece düzenlenen çay ve dans partileriyle yeni bir toplumsal yüz oluşturulmaya çalışılır. Tangoya yüklenen Batıcılıkla özdeş tutulmuş modern toplum aktivitesi anlamı (Avrupa tangosu) zaman içinde değişime uğramış ve yerini Arjantin tango kültürüne bırakmıştır. Türkiye’de 90’ların sonuna doğru yaygınlaşmaya başlayan Arjantin tango, zamanla popüler kültürün bir parçası haline gelmiştir.

TangoNoa Blog

TANGO

Arjantin Tango Bir kavramın etimolojisine başvurmak, onun tarihçesini anlamaya yardımcı olacak en iyi yollardan biridir. Peki tangonun etimolojisi bize neler diyor? Tango kelimesinin kökenine ilişkin pek çok farklı teori bulunmaktadır. Bu teorilerden en yaygın olanına göre ise tango kelimesi Afrika kökenli müzik aleti olan tangodan gelmektedir. Arjantin, 16. yüzyılda İspanya tarafından sömürgeleştirilmiştir. Bunu takip eden yüzyıllarda, yarısından çoğu Afrika’nın Bantu bölgesinden gelen milyonlarca köle ülkeye yerleştirilmiştir. Devamı...